benokurum.com
benokurum.com
  • Ana Sayfa
  • Romanlar
  • Öyküler
  • Klasikler
  • Polisiye
  • Çocuk Kitapları
  • Yaşantı-Anı
  • Ruhsal Gelişim
  • Daha fazlası
    • Ana Sayfa
    • Romanlar
    • Öyküler
    • Klasikler
    • Polisiye
    • Çocuk Kitapları
    • Yaşantı-Anı
    • Ruhsal Gelişim
  • Ana Sayfa
  • Romanlar
  • Öyküler
  • Klasikler
  • Polisiye
  • Çocuk Kitapları
  • Yaşantı-Anı
  • Ruhsal Gelişim

Ben Okurum

Ben OkurumBen OkurumBen Okurum

Okuma Sevdalılarının Sitesi

Ben Okurum

Ben OkurumBen OkurumBen Okurum

Okuma Sevdalılarının Sitesi

benokurum’un Kitap Dünyası

Hoş geldiniz! Burada sadece kitapları değil, o kitapların bizde bıraktığı izleri paylaşıyoruz. Klasiklerin derinliğinden polisiyenin heyecanına uzanan okuma serüvenimize siz de ortak olun.

Karalama Defteri: İçimden gelenler, kalemimden dökülenler...

Pembe Leğen

PEMBE LEĞEN
Sabah güneşi loş ve serin mutfağa giriş yapıyordu. Bir fener ışığı gibiydi; sadece görmek istediği yeri aydınlatıyordu. Güneş ışınlarında oynaşan tozlar ne çoktu öyle. Semiha evin yeterince temiz olmadığını düşündü. Halbuki dün bütün taşları fırçayla ovalamıştı, sonunda dizlerinin parçalanmasına aldırış etmeden. Tüm dünyadaki tozlar onun evindeymiş gibi, onlara bitmeyen bir kinle saldırıyor, hiçbir yerde zerresi kalmadığından emin olana kadar durmuyor, yılmıyordu.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte uyanmış olmasına sevindi. Tozlar sadece gün ışığında bu kadar net görünüyorlardı ve o zaman onları yok etmek kolaydı. Oysa gölgeler tozları saklar, korur, bir hami gibi himaye ederdi. O zaman da ev halkı hasta olurdu. Zavallı minik kızı da böyle hastalanmamış mıydı?
Hemen işe koyuldu, pembesi solmuş eski bir leğene su doldurdu, içine bolca çamaşır suyu ve arap sabunu döküp karıştırdı. Yer bezini içine daldırıp çitiledi. Güzelce sıktı fazla suyunu. Masanın altından başlayıp tüm mutfağı yine dizlerinin üstünde silmeye başladı. İşini bitirdiğinde güneş de hedefi olan tozlardan başka tarafa dönmüştü artık. Kalktı, eseriyle gurur duyan bir sanatçı edasıyla şöyle bir baktı, memnun kalmıştı. Şimdi kahvaltı hazırlayabilirdi. Gözü duvardaki saate takıldı silmeye fazla kaptırmıştı kendini geç kalmıştı beş dakika, hızlı olması gerekiyordu. Hayriye Hanım uyandığında kahvaltısını hazır bulamazsa çok sinirlenirdi yoksa. Her gün beş kere yerleri silsindi ama Hayriye Hanım’ın suratını çekmesindi. Hele o zehirli dili yok muydu! Semiha canından bezer anasından emdiği süt burnundan gelirdi. Allah günah yazmasındı ama kaynanası tam kaynar kazana cinsindendi. Komşularına karşı da öyleydi gerçi. Bazen kabullenir, ‘herkese karşı böyle; bir bana değil ki, huyu bu zaar, Allah da onu böyle yaratmış ne yapalım,’ diye düşünürdü. Bazen de onu komşularına karşı savunmak ister iyi bir huyunu bulmaya çalışıp bulamaz, iyice mahcup olurdu. O zaman aklına babaannesi gelirdi. Onun, annesine karşı şefkatli tavrı gerçek olamayacak kadar iyiydi. Kaynanasına bakınca hele, babaannesi kesin cennetlikti, zaten annesi de arkasından anam diye yanmış, ağlamıştı. Kendini düşündü, acaba kaynanası ölse üzülür müydü? ‘Üzülürdü canım, insan üzülmez mi?’ Kimsecikler istememişti bu kadın yüzünden Mehmet ile evlenmesini ama ‘Mehmet’imin ne suçu var?’ demişti ablasına da annesine de! Ne var ki, kocası ilk zamanlardaki gibi değildi, değişmişti. Semiha ağzını açacak olsa kaynanası ondan önce atılır, bir araba laf eder, Mehmet de ‘’ben yatıyorum çok yorgunum,’’ der odasına giderdi. ‘’Semiha, sen ne diyecektin?’’ diye merak edip sormazdı bile. Odaya gittiğinde de kocasını uyur bulurdu. Sabah da ondan bile önce kalkar giderdi. Komşularından Hatice ‘’Aman be seninki de hayat mı kızım! Ben olsam katlanamazdım valla’’ derdi. Semiha bu sözleri de düşünürdü. ‘Hatice tabii beğenmez benim hayatımı. Onun kocası belediyede kadrolu işçi. Sabah dokuzda gider akşam beşte gelir. Üstelik evleri iki katlı, kaynanası alt katta onlar üst katta oturuyor. Kaynanası Feriha Hanım teyze anca akşam yemeğinde Haticelere gidip yemeğini yiyip çayını içip evine iniyor.’ Kaynanası ile sohbet ederlerken de çok duymuştu Feriha Hanım teyzeyi, ‘’Çocukların yanında çok durulmaz Hayriye Hanım, evli barklı insanlar iki çift laf edecekler, ben ne diye aralarında durayım?’’ derken. Aman kaynanası bir bozulur bir paylardı ki Feriha Hanım teyze nasıl kalkıp gideceğini şaşırır, mutfaktaki Semiha’ya aceleyle ‘’Hadi kızım görüşürüz ben gidiyorum, kal selametle’’ diye seslenirdi. Elinde kahve fincanlarıyla kala kalmışken ‘’Feriha Hanım teyze kahveni içseydin’’ diye seslenir karşılığında ‘’İçmiş kadar oldum kızım sağ ol’’ cevabını alırdı. Bu sefer de hiçbir şey olmamış gibi kaynanası salondan seslenir ‘’Pişmedi mi kahve kız uyudun mu, hey!’’ diye bağırırdı. Kahveyi getiren Semiha’yı şöyle bir süzer elinden kahveyi alıp koyacağı sehpaya bakıp zılgıtı basardı. ‘’Bu ne toz, bu ne pislik! Minicik sabiyi hasta edip öldürdün bizi de mi öldürcen kız tozdan pasaktan, tü sana!’’ İşte bu cümle Semiha’nın bütün canını çekip alırdı bedeninden. Minicik kızının solgun yüzü gözünün önüne gelir, gözlerine hücum eden gözyaşlarını tutamazdı. Bugün yine tarihin tekerrür ettiği bir gündü. Feriha Hanım teyze gelmiş kim bilir yine neden, kahvesini içmeden ‘’selametle kızım’’ diyerek çıkıp gitmişti. Elindeki kahve fincanını Hayriye Hanım’ın yanındaki sehpaya koyarken kaynanası yaraya tuz basan aynı lafları edince Semiha’nın kalbi artık bu acı sözlere dayanamamış oracıkta yere yığılmıştı. Alacak nefesi mi varmış, verilmiş sadakası mı? Yoksa daha çekilecek çilesi mi dolmamış belli değil, kocası o an kapıdan girmiş onu yerden kaldırıp kucaklayarak hastaneye yetiştirmişti. Hastaneden döndüğünde Hayriye Hanım sadece süzmekle yetinip bir geçmiş olsun demeyi bile çok görmüştü. Semiha da o halde yatağına yatıp dinlenmek yerine rengi solmuş pembe leğene su doldurup içine çamaşır suyuyla arap sabununu boca etti. Yer bezini içine atıp çitileyip sıktı, yerleri ovalamaya başladı. O sırada kaynanası yanına gelip laf edecekken Semiha’nın sildiği yeri fark etmeyip kayıp düştü. Düştüğü yerde öylece kaldı. Kaynanasının donuk gözlerine baktı. Hayriye Hanım’ın vadesi mi dolmuştu, yoksa Semiha’nın çekilecek çilesi mi bitmişti? Belli değil!... Semiha yine de üzüldü.          

Benokurum'un Okuma Anlarından...

Okumanın bittiği yerde, yazmanın başladığı o an... ✍️📚

    Satır Arasındaki Biz ve Kitaplarla Geçen Bir Ömür

    Ben Okurum

    Gülfer Ülman

    Gülfer Ülman

    Merhaba,
    Ben Okurum.
    Bir kitap sever, bir okuma sevdalısıyım sizler gibi.
    Kitap almak için kitap evine gittiğimizde veya internete girdiğimizde seçim yaparken hepimizin bazı kriterleri vardır. Kimimiz arka kapağı okumayı tercih ederken, kimimiz orta sayfalara göz atarız. Kimimiz kapak tasarımlarına bakarken, kimimiz yazarına önem verir

    Merhaba,
    Ben Okurum.
    Bir kitap sever, bir okuma sevdalısıyım sizler gibi.
    Kitap almak için kitap evine gittiğimizde veya internete girdiğimizde seçim yaparken hepimizin bazı kriterleri vardır. Kimimiz arka kapağı okumayı tercih ederken, kimimiz orta sayfalara göz atarız. Kimimiz kapak tasarımlarına bakarken, kimimiz yazarına önem veririz. Kısacası hepimizi kitaplara çeken başka başka sebepler var. Ben bir okur olarak kitap sever dostlarımdan aldığım önerilere de dikkat ederim. Özellikle ünlü kitap evlerinin sitelerinde alışveriş yaparken dikkatimi verdiğim bir diğer kriter de diğer okurların yorumları olur. Düşündük ki neden sadece kitap yorumlarından oluşan bir site yapıp orada siz okurlarla yorumlarımızı paylaşmayalım? Neden ülkemizde ne kadar az kitap okuyan var diye hayıflanacağımıza bir araya gelip yeni kitap sever dostlar edinip aslında az değil çok olduğumuzu görmeyelim? Bu bir aile sitesi! Okumayı seven bir ailenin bu fikirler ışığında hazırladığı sitemizde, farklı gözlerden, farklı bakış açılarından inceleme yapmaya, bize katılmaya, fikirlerinizi paylaşmaya, ”ben okurum” demeye davet ediyoruz sizi.
    Bol kitaplı günler dileriz.
    Keyifli okumalar…

    Gülfer Ülman

    Gülfer Ülman

    Gülfer Ülman

    Merhaba,


    Ben 1980 doğumluyum. Marmara Üniversitesi’nde Turizm Rehberliği okudum fakat mesleğimi yapmadım. Evlendim ve eşimle birlikte Fethiye’ye yerleştik. 15 yıldır burada yaşıyoruz. Burada başlangıçta zaman daha bol olduğundan günlerim çoğunlukla kitap okuyarak geçiyordu. Şimdilerdeyse sabah saatlerimi okumaya-yazmaya ayırıyorum diyebili

    Merhaba,


    Ben 1980 doğumluyum. Marmara Üniversitesi’nde Turizm Rehberliği okudum fakat mesleğimi yapmadım. Evlendim ve eşimle birlikte Fethiye’ye yerleştik. 15 yıldır burada yaşıyoruz. Burada başlangıçta zaman daha bol olduğundan günlerim çoğunlukla kitap okuyarak geçiyordu. Şimdilerdeyse sabah saatlerimi okumaya-yazmaya ayırıyorum diyebilirim. Aslında ben kitap okumaya çok geç bir yaşta, lise 1 de, arkadaşım sayesinde başladım. Hem de annem tam bir kitap kurdu iken ve evimize mutlaka hergün gazete girerken… İlk okuduğum kitap, Gorki’den ‘Ana’ oldu. Ondan sonra da, orta okulda dönem ödevim için özetini çıkarmam gereken ama okumayı sevmediğim için birkaç sayfasına göz atıp bıraktığım Louisa May Alcott ‘Küçük Kadınlar’. Şimdi geriye bakıp düşününce ne kadar hayıflandığımı anlatamam. Çok geç başlamıştım ama geç olsun güç olmasın der Atalarımız ya o gün bu gündür bitmez tükenmez bir aşkla kitap okuyorum. Daha çok gerilim-korku-polisiye ilgi alanıma girse de diğer türlerden de uzak durduğum söylenemez. Sevdiğim türlere ve beğendiğim yazarlara tutkuyla bağlanır her kitabına sahip olmak, okumak isterim. Sadece okumak değil, kitap alışverişi yapmak da büyük keyif ve yeni kitap kokusu ise büyük mutluluktur benim için.  2022 yılından beri yazı sanatıyla da ilgileniyorum ve bu konuda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Yazı, okumakla ilgili de beni geliştirdi. Kısaca şimdilerde hem bir okurum hem de kendimce yazanım. Kim bilir belki yazdıklarımı da sizlerle paylaşırım. Kitap dolu raflarınız, mutlu günleriniz olsun, sevgilerimle…

    Haberin Olsun

    Okuma listenizi birlikte kabartalım! En yeni paylaşımları ve kitap dünyasından gelişmeleri kaçırmamak için abone olun.

    FacebookInstagramX
    FacebookInstagramX
    FacebookInstagramX
    FacebookInstagramX
    FacebookInstagramX
    FacebookInstagramX

    Telif Hakkı © 2026 benokurum.com - (2017- ∞) Tüm Hakları Saklıdır.

    2017'den Bugüne........

    • Ana Sayfa
    • Romanlar
    • Öyküler
    • Klasikler
    • Polisiye
    • Çocuk Kitapları
    • Yaşantı-Anı
    • Ruhsal Gelişim

    Merhaba ​📚

    Okumayı daha keyifli hale getirmek için çerezleri (cookies) kullanıyoruz.

    Devam Et