Geçmişe Mazi «Meşrutiyet Kıraathanesi» (Rıfat Ilgaz)


Burası Meşrutiyet Kıraathanesi…

Geçmişe Mazi «Meşrutiyet Kıraathanesi» (Rıfat Ilgaz)

Lodosun Attıkları
«Bir gün Marika’yla buluşup Boğaziçi’ne gidecektik… Gene bizimkine beni yemeğe bekleme sakın, dedim, Paris’le direk buluşacağız. Kumandan da başımızda… Bizim Hatun, hiç beni üzmeden, kalktı kolalı gömleğimi getirdi… Ütülü pantalonumu serdi yatağın üstüne… Suyumu ısıttı. Sinek kaydı bir traştan sonra giyinip çıktım. Beni kapıya kadar da geçirince içimde bir sıcaklık hop hop etti. Ben öyle hanım hanımcık karıyı bırakayım da, elin şırfıntılarıyla gönül eğlendirmeye kalkışayım, yazık, diye söylene söylene gittim randevu yerine… Hava da ayna gibi pırıl pırıl… Bir gün önceden bizim Yorgi Efendi’yi kendi nöbetime peylediğim için, hiç uğramadım telgrafhaneye… Gittim yarım saat önce Taksim durağına, dikildim. Durak karınca yuvası gibi kaynıyor, inen binen, bekleyen!.. Bir ara gözüme, şemsiyesiyle gözünü kapamış bir hatun kişi ilişti. Dedim ya hava sıcak mı sıcak… Ne yapsın şemsiyesini açmasın da… Beş dakika… On dakika derken bizim Marika göründü karşıdan. Hay anam, kalça, göğüs, hükümet gibi karı! Tatlı bir sırıtışla eğdi başını. Geç kalmış, bekletmiş seni… Pardon Feyziyamu, diye tam sokulmuştu ki burnuma… Hasırlı fesime, şırrak diye bir şemsiye inmez mi! Fes bir yana gitti, püskül bir yana. Bu sefer şemsiyeler çıplak başıma iniyor, indikçe küt küt ötüyordu. Sen ha! Paris’le direk buluşacaksın ha! Beni ne sanıyorsun utanmaz, rezil!.. Bir sabır, iki sabır!.. Nah burama geldi!»

Marika’yı koydunsa bul! Duraktaki kalabalık arttıkça arttı. Şemsiye o kadar kullanılmıştı ki bezi parça parça sarkmış, telleri salkım saçak dökülmüştü. Ne kulak kalmıştı bende, ne burun. Bizim hatun yoruldu mu, yoksa bana acıdı mı, her ne hal ise, kesti postayı!

Yukarıda aktardığım kitabın içinden; aşağıda kitabın arka kapağından bir bölüm okuyabilirsiniz.

Mizah olarak adlandırılırsa da, öyküleri yaşamın / yaşamımızın insanla örtüşen yanını her dokunuşunda yeniden anımsatıyor bize…
Rıfat Ilgaz, mizahı elle gıdıklamaktan kurtarıp ona toplumsal niteliğini kazandıran yazarımızdır. Bugüne dek yarattığı yapıtlarına “Geçmişe Mazi”de katılınca onun, mizahı yeni bir boyuta yücelttiği görülür.
Rıfat Ilgaz toplum yaşamının dramatik sahnelerinde mizah unsurlarını öne çıkarmıştır. “Geçmişe Mazi”de anlattığı olaylar çizdiği tipler gerçektir, kalıcıdır ve hatta günlük yaşamımızda sık sık rastlanan kişilerdir.

Benim bu konuda söyleyebileceğim tek şey ise güncelliğini hiç yitirmemiş olmalarıdır.

  •   

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.