Musa’nın Mirası (Adam Palmer)


İnsanların öğrenmeleri gerek.

Musa’nın Mirası (Adam Palmer)

Hamsin -Sıcak, kuru ve yavaş esen batı rüzgarı, bu sözcük Arapçada “ell” anlamına gelen sözcükten türemiştir, çünkü Arap geleneklerinde, bu rüzgarların bir yıl boyunca elli gün estiğine inanılmaktadır.

Batı Londralı on dokuz yaşındaki çelimsiz çocuk sıcaktan bunalıyordu, bu çöl havasına hiç alışkın değildi. En azından kuru bir sıcak var, diye düşündü. Bu havayı biraz daha dayanılabilir kılıyordu. Tek yapması gereken yeterli miktarda su içmeyi unutmamaktı. Daha önce bir kez tatilini Şarm el-Şeyh’te geçirdiği için, burasının deniz kıyısındaki gibi nemli olmamasından memnundu. Ama yine de, bu havada bir otelin havuz kenarında keyif yapmayı, arkeoloji kazısında çalışmaya yeğlerdi.

Yukarıda kitaptan iki kısa alıntı yaptım, aşağıda da arka kapağı okuyabilirsiniz.

Sina’da yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkan ve üzerlerinde birtakım antik yazılar bulunan taş parçalarının anlamını araştırması için uzman Daniel Klein, Mısır’a doğru yola çıkar. Ancak Klein çalışmalarında ilerledikçe antik yazıların İncil’in kökenlerine kadar indiğini ve önemli gerçekleri ortaya döktüğünü fark eder.

Klein’in araştırmaları sırasında yaşanan bir saldırı ve işlenen cinayetin ardından Klein kendini beraber çalıştığı Viyanalı arkeolog ile birlikte Sina’da bir ölüm kalım mücadelesinin ortasında bulur. Bir yandan saldırıların ne amaçla yapıldığını anlamaya çalışırlarken bir yandan da ortaya çıkması gereken çok daha fazla sır olduğunu görürler.

İçinde bulundukları yol, onları gerçek İsrailliler olduklarını iddia eden Samiriyeli halkına ve tüm gerçekleri içinde barındıran kutsal bir dağa doğru götürür. Peki bu yol gerçekleri bulmalarını mı sağlayacak yoksa hayatlarına mı mal olacaktır?

  •   

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.