Sinekli Bakkal (Halide Edib Adıvar)


Artık etten, kemikten bir makina değil ya, o da insan.

Sinekli Bakkal (Halide Edib Adıvar)
”Sinekli Bakkal Sokağı’nın Bozuk kaldırımlarında seke seke Şevket Ağanın fenerini takip eden Rabia, Selim Paşa Konağının geniş caddesine çıkınca yeni bir dünya keşfetmiş gibi sevindi. İki tarafı büyük bahçeler içinde, bahçe ortalarında konaklar, her kapının üstünde büyük bir fener… Kapılardan birine uşağın ardı sıra girdi. Hanımelleri, yasemin ve akasya kokuları, fıskiyenin şrıltısı… Bunlar çocuğun yüreğine tatlı bir çarpıntı verdi.”
Defalarca basılmış, kuşaklardan kuşaklara ulaşabilmiş Sinekli Bakkal, II. Abdülhamid dönemini bir geçmiş zaman dekoru önünde yansıtarak eskiden yeniye devralınması gereken kültür, sanat ve töre değerleri üzerinde durur. Bir anlamda, yazar ve eseri, tarihi süreklilik arayışı içerisindedirler.
Selim İleri


Sinekli Bakkal beni resmen büyüledi. Rabia’nın çocuk yaştaki o kişiliği, sonraki tüm hayatı boyunca sergilediği kişilikli duruş, ne istediğini bilen, yolunu çizen, ona göre hayatını yönlendiren harika bir çocuk, harika bir kadın… Ve diğer kahramanlar, Peregrini, Vehbi Dede, Kız Tevfik, Penbe, Rakım, Selim Paşa, Hilmi… Mükemmel bir karma. Herkes birbirinden bu kadar farklı ama herkes birbiriyle bu kadar bir arada, değişik bir uyum içinde yaşasın! Baştan sona film gibi izleyeceksiniz olayları adeta… Oturdukları evleri, cumbaları, bahçeleri, sokakları, konakları, farklı dünyaları ile harika bir film seti… Ateşten Gömlek de çok güzeldi, fakat Sinekli Bakkal gerçekten bir baş eser… Yine ve tekrar Halide Edib’i saygıyla anıyorum…

  •   

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.