Mürebbiye (Stefan Zweig)


Gençlik için bir şeyler yapmayacaksak kimin için yapacağız?

Mürebbiye (Stefan Zweig)

Bir akşam yemekten sonra otelin önünde oturmuş gölün aydınlık sularının gözlerimizin önünde ağır ağır kararmasını izlerken ona bundan söz ettim. Gülümsedi. “Belki de haksız sayılmazsınız,” dedi. “Gerçi anılara inanmam ben. Yaşanmış, bizi terk edip gittiği o anın içinde yaşanmış, bitmiştir. Şiire gelince, o da yirmi, elli, yüz yıl sonra aynı şekilde yok olup gitmiyor mu? Ama ben bu akşam size hoş bir hikaye olduğunu düşündüğüm bir şey anlatacağım. Haydi gelin! Böyle şeylerden en iyi yürürken söz edilir.”

Böylece kadim servilerin ve birbirine karışmış dalların arasından gölün kıpırtılı sularının yansıdığı kestane ağaçlarının gölgelediği muhteşem sahil yolu boyunca yürüdük.

Yukarıda kitaptan kısa bir alıntı yaptım, aşağıda da arka kapağı okuyabilirsiniz.

Mürebbiyeleri katı bir ahlak anlayışının kurbanı olurken, yetişkin dünyasının gaddarlığıyla tanışan iki masum çocuk; Como gölü kıyısındaki bir otelin dingin ortamında gözüne kestirdiği bir genç kıza imzasız aşk mektupları yazarak zalimce bir oyuna girişen görmüş geçirmiş beyefendi; Tirol Alplerinde küçük bir lokantada gençliğinin platonik aşkıyla karşılaşan, artık düşkün ve yaşlı olan bu adama yıllar öncesinden duyduğu gönül borcunu ödeme fırsatı bulan evli bir kadın; bir genç kızın yarı histerik şefkat arayışında ifadesini bulan susuzluktan kurumuş toprak ve sıkıntılı yağmur bekleyişi.

Zweig bu öykü derlemesinde, dönüştürücü deneyimleri sağlam anlatılara dönüştürmekteki ustalığıyla yine insanın kusurlarını, özlemlerini, karşılaştığı engelleyici durumları empatiyle çözümlüyor.

  •   

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.