Ayaktakımı Arasında (Maksim Gorki)


…bırakın bari huzur içinde öleyim!

Ayaktakımı Arasında (Maksim Gorki)
Rusya’da on dokuzuncu yüzyıl sonlarında patlak veren ekonomik kriz binlerce işçi ve köylüyü yaşamlarını sürdüecek imkanlardan yoksun bırakmıştı. Gorki’nin krizin vahim sonuçlarının hala hissedildiği bir dönemde yazdığı Ayaktakımı Arasında, hem sosyal hem de manevi açıdan dibe vurmuş insanları konu edindiği yenilikçi oyunlarından biridir. Yazar, Çehov piyeslerindeki ”çalkantısız” günlük yaşamın ”rafine” havasını bu oyuna aktarırken, farklı dünya görüşlerinin çatışmasını gözlemlediğigerçeklere dayandırır.
Bir zamanlar amaçları olan bu insanları dibe doğru iten dünyanın gaddarlığı ve adaletsizliğidir. Ayaktakımını bizzat yaratan toplum, bununla yetinmemiş; insanlıktan çıkardığı bu ”hayaletleri” daha da dibe itmek, hatta yok etmek için elinden geleni ardına koymamıştır. insanlar arasındaki kardeşlik, bireyin değeri ve en ”hakir” insanda dahi içkin güzellikler unutulup gitmiştir.

Maksim Gorki ilk okuduğum yazarlardandır ve yeri benim için ayrıdır. Çünkü okumayı onunla sevdim diyebilirim. Bu dört perdeden oluşan bir tiyatro oyunu, ve bu bakımdan okuduğum ilk kitap. Benim için güzel bir deneyim oldu açıkçası. Kolayca okudum, gerçekten tiyatro izler gibi bir havada keyifle sonuna vardım. Zavallı hallere düşmüş insanlar, o hallerde bile yaşamanın güzel taraflarını görmeye çalışanlar, hiçbir güzellik bulamayıp felakete sürüklenenler, bu insanlardan faydalanmaya çalışanlar, hepsi bir mozaik oluşturmuşlar ve Gorki de ”Ayaktakımının” yaşamlarını gözler önüne çok net bir şekilde sermiş. Etkilenmemek mümkün değil. Pandemiden dolayı tiyatroyu unuttuğumuz bu günlerde güzel bir okuma oldu doğrusu…

  •   

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.