Töre Kıskacında Kadın (Mehmet Faraç)


Ceylan gibi gözleri vardı…

Töre Kıskacında Kadın (Mehmet Faraç)

Oy Cemile oy…

Törelerden kaçan Gönül’ü Fırat korumuştu… Oysa o azgın nehir her zaman öyle şefkatli değildi… Nehrin kenarında yüzyıllardır yakılan ağıtları anlamak ve bir örnek vermek için biraz geriye gitmek yetiyordu…

13 Mart 1993… Soğuk bir kış günü… Fırat kar ve yağmur sularıyla iyice azgınlaşmıştı…

Havada gri bulutlar vardı. Bir taksiye binerek Sarayköy yakınlarına kadar gelmişti…

Çocuklardan biri kucağında, ikisi de yanında yürüyordu…

Düşünceliydi… Yanından geçen araçları görmüyordu bile… Bu adamla niye boşanmıyordu?.. Aklına töreler geliyordu… Bir kadının kocasından boşanması kadar ayıp bir şey yoktu… Törelerin egemen olduğu bir toplumda dul bir kadın!..

Düşünmesi bile ürkütücüydü…

Bu düşünceler beynini kemirirken kararlılığını da artırıyordu…

Ağlıyordu… Ya küçük çocuklar?.. Anneleri onları sık sık Fırat kıyısında pikniğe götürüyordu… Piknik havası yoktu… Bu gidiş nereyeydi?..

Kum ocaklarının da işletildiği Fırat kıyısına yönelmişti… Ayağında naylon terlikle çamurlara bata çıka ilerlemeye çalışıyordu. Fırat sessizce akıyordu… Birecik’in beyaz kalker taşlı tepelerinden yükselen güvercinler, Fırat kıyısında bir belirsizliğe yönelen ana ile yavrularını izliyordu… Konuşabilseler bağıracaklardı…

Öyle böyle değil tam anlamıyla çarpıcı hepsi gerçek yaşamlardan aktarılan öykülerden yukarıda sadece “Oy Cemile Oy”‘dan kısa bir alıntı yaptım. Kitap 2002 basımı aktardığım öykü 1993 yılından ne değişti?

Bu kitap için Duygu Asena Arka kapakta şöyle demiş: “Bu kitap, törelerin, geleneklerin, yanlış da, zararlı da olsa değişmemesini savunanlara bir tokat gibi… Bu kitap, ‘kadın hakları da neymiş, insan hakları varken’ diyenlere, Anadolu’daki kadının çok güçlü olduğunu iddia edenlere de bir tokat gibi…”

  •   

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.