İnsanlığın Yıldızının Yükseldiği Anlar (Stefan Zweig)


Tanrılar her zaman cömert değildir…

İnsanlığın Yıldızının Yükseldiği Anlar (Stefan Zweig)

Taşın üzerinde büyüyen ses kilisenin dışına da taşarak yankılanır. Bu düşüş bütün Batı Dünyası’nı şiddetle sarsmıştır. Korkunç haber hemen Roma’ya, Cenova’ya, Venedik’e ulaşır, uyarıcı bir gök gürültüsü gibi yayılarak Fransa’ya ve Almanya’ya geçer. Avrupa, elini kolunu bağlayıp onu yüzlerce yıl boyunca felce uğratacak yıkıcı bir gücün kör kayıtsızlığı yüzünden o açık unutulmuş kapıdan, uğursuz Kerkoporta’dan geçerek içeriye girmiş ve tarihin akışını değiştirmiş olduğunu dehşetle fark eder. Ne var ki insan hayatında olduğu gibi tarihin akışı içinde de, pişmanlık yitip giden tek bir anı bile geri getirmez ve tek bir saatin içinde yitirilenler bin yıl geçse yeniden elde edilmez.

Zeki ama fazla cesur olmayan bir adamın kendinden daha güçlü biriyle karşılaştığında yapacağı en akıllıca şey onun yolundan çekilmek ve hiç gocunmadan bir değişimin olmasını ve yolun kendisi için tekrar açılmasını beklemektir. Dünya imparatorluğu Roma’nın ilk hümanist düşünürü, büyük bir hatip ve adalet savaşçısı olan Marcus Tullius Cicero otuz yıl boyunca ata mirası yasaların ve cumhuriyetin korunması için çalışmıştır, onun söylevleri tarihin sayfalarına mühürlenmiş, edebi yapıtları Latincenin yapıtaşları sayılmıştır.

Yukarıda kitaptan alıntıları, aşağıda da kitabın arka kapağını okuyabilirsiniz. Stefan Zweig çok severek okuduğum yazarlardan biri. Yeni okuduğum bu kitabı da çok güzel.

İnsanlık tarihi boyunca gerçekten önemli ve utkulu bir ana ulaşmak için milyonlarca saatin akıp gitmesi gerekir. Zweig’a göre, “tüm zamanların en büyük şairi ve gösteri sanatçısı” olan tarihin akışı gündelik ve sıradan olaylarla doludur. Ancak tarihe yön veren, birbirini izleyen bu sıradan olayları ara sıra kesintiye uğratan olağanüstü ve unutulmaz anlardır. Yazar bu yapıtında insanlığın yazgısını değiştiren bu anlardan on dördünü resim sanatından ödünç aldığı bir biçimle, birer “minyatür” olarak gözlerimizin önüne serer. İstanbul’un fethi sırasında yetmiş geminin bir gecede vadilerden, tepelerden, bağlardan ve ormanlardan aşırılarak Haliç’e indirilmesi; Waterloo Savaşı’nın sonucunu değiştiren bir anlak hata; 74 yaşındaki Goethe’nin 19 yaşında bir genç kıza duyduğu aşkla yarattığı başyapıt; Rus devrimini başlatmak üzere Zürich’ten yola çıkıp Almanya üzerinden mühürlü bir trenle ülkesine dönen Lenin… bu kitapta anlatılan tek tek bireyler tarafında yaşanan, ancak tarihin akışını değiştiren deneyimlerden bazılarıdır. Zweig insanı, keşfetme, yaratma ve bazen de fiziksel koşulların yol açtığı sınırları aşma kapasitesiyle olduğu kadar zaafları ve yetersizlikleriyle de her zaman geleceği belirleyen başlıca unsur olarak görür.

  •   

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.