Dram Kitapları


Dışlanmış (Sadie Jones) O geri döndüğünde, kasabadaki tüm perdeler kapanacaktı… Yıl 1957. Lewis Aldridge, İngiltere’nin güneyindeki evine geri dönüyor. Hapisten yeni çıktı ve henüz on dokuz yaşında. Geri dönüşü sadece ailesini değil, aynı zamanda tüm kasabayı etkileyecek. On yıl önce, babasının eve dönüşü ise farklı olmuştu. Savaş sona ermişti ve […]

Dışlanmış (Sadie Jones)


Kuşku Mevsimi (Stephen King) Yetenekli Öğrenci Özellikle o duşlar çok kötüydü. İlk karısı Ruth o pis duşta ölmüştü. Sonra mezar olan siperler vardı. Gözlerini kapatınca kazılmış siper boyunca dizili adamları görüyordu. Tüfek ateşini duyuyor ve adamların biçimsiz kuklalar gibi devrilip siperin içine düştüklerini görüyordu. Ayrıca fırınlar da vardı. Kimsenin göremediği […]

Kuşku Mevsimi (Stephen King)


1
Germinal (Emile Zola) Konuşmacılar ağaç kütüğü üzerine birbiri ardına çıkıyor, karmaşa içinde, ellerini kollarını sallaya sallaya korkunç fikirler ileri sürüyordu. Bir mucizenin gerçekleşmesini beklemekten usanmış, onu kendisi yaratmaya karar veren, yeni bir tarikatın sabırsızlığına kapılmış topluluğun, inanç çılgınlığıydı bu. Açlıktan içi boşalan kafalar, her yeri kızıl görüyor, nihayetinde evrensel bir […]

Germinal -2- (Emile Zola)



Yazgı (Poyraz Ülger) İnsanın büyüdükçe mi artıyor dertleri? / Yoksa insan büyüdükçe mi anlıyor gerçekleri? Özdemir Asaf’ın benimde çok sevdiğim sözüyle başlıyor kitap. Uçakta, başını arkaya yaslayarak, uyumaya çalışırken bazı düşüncelere daldı ve yaşamında onu hep yalnızlığa iten yazgısına isyan etti. Yine yalnız kalmıştı. Bu yalnızlığı aşması gerekiyordu. Söz geçiremediği […]

Yazgı (Poyraz Ülger)


General Uçtu (Mehmet Zaman Saçlıoğlu) Askeri mıntıkanın dışında, nöbetçi kulübesinin biraz ilerisinde, karşı kaldırıma oturdu ve sabaha dek kalkmadı yerinden. Uyumadı, düşünmedi, gözlerini bile kırpmadı. Bedeniyle ruhu ayrılmış gibiydi. Nöbetçilerden biri koşarak yanına geldi bir ara. Cebinden bir paket asker sigarası çıkardı, bir paket kibritle birlikte Harun Bey’e uzattı, “Geçmiş […]

General Uçtu (Mehmet Zaman Saçlıoğlu)


Sunset Park (Paul Auster) … Çocukça bir ağız dalaşının kaldırılamayacak kadar ağır bir vicdan yüküne dönüşmesi sonucunda, doğup büyüdüğü yerden, içinde yetiştiği ortamdan, ailesinden ve arkadaşlarından, kendi geçmişinden ve hatta geleceğinden kaçan bir gencin acılı öyküsü. Pişmanlık, avarelik, aşk, umut kıvılcımları, günlük yaşamın çetin koşullarında bulunan geçici çözümlerin bir araya […]

Sunset Park (Paul Auster)



Yüreğinin Götürdüğü Yere Git (Susanna Tamaro) 30 Kasım Hemşire omzuma dokunduğunda hala ağlıyordum. “Gelin, gidelim,” dedi, “size sakinleştirici bir şey vereyim.” İlaç istemedim, hiçbir şeyin acımı yatıştırmasını istemiyordum. Onu morga götürdükleri ana kadar orada kaldım. Sonra bir taksiye binip seni emanet ettiği arkadaşına gittim. O akşam benim evime taşınmıştın bile. […]

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git (Susanna Tamaro)


Kış Bahçesi (Kristin Hannah) Meredith ve Nina Whitson birbirine taban tabana zıt karakterlerdeki kız kardaşlerdir. Biri evde kalıp çocuklarına bakmış ve aile işinin başına geçmiş, diğeriyse hayallerinin peşinden gidip dünyayı gezmiş ve ünlü bir foto muhabir olmuştur. Ancak sevgili babaları hastalandığında bu birbirine yabancı iki kadın, kendilerini yine bir arada, […]

Kış Bahçesi (Kristin Hannah)


Ankaralı Nefise (Yıldırım B. Doğan) “Ankaralı Nefise” bir kent romanı. Aslına bakarsanız kenti anlatmayan, ama kendini kentli bellemiş insanların içlerinde taşıdıkları kenti gözler önüne sermeye çalışan bir roman. Ankara: İrfan’ın, Şadi’nin, Nefise’nin kentleri olarak bambaşka serüvenler çizer önlerine. Sanki birinden diğerine ayrı adlar taşıyan, ama hepsinin yazgısını birleştirdiğinde de her […]

Ankaralı Nefise (Yıldırım B. Doğan)



Köprüde Kadınlar Var (Hasan Eskil) Ali bozkırın ortasında bir köyde doğdu. Daha emeklediği günlerden başlayarak öyle yaramaz bir çocuk oldu ki çevresindekilere illallah dedirtti. Bu yüzden de annesiyle babası ikinci çocuğu yapmaya cesaret edemediler ve Ali, Ören’de Kara Ümmet’in tek çocuğu olarak kaldı. Kendini bildiğinde önce koyunları, keçileri, çoban köpeklerini […]

Köprüde Kadınlar Var (Hasan Eskil)


Aslında Özgürsün (Duygu Asena) – Berna merhaba, nasılsın? – Fena değil, iyiyim Belgin, sen nasılsın? – Dün hiç konuşamadık da merak ettim, ben de çok koşturdum. Burak bisikletten düştü, bacağı yarıldı, hastane, eczane deken, arayamadım… – Aaa, geçmiş olsun, neden haber vermedin? Önemli bir şey mi izi kalacak mı? – […]

Aslında Özgürsün (Duygu Asena)


Son Ada (Zülfü Livaneli) “O” bir gün çıkıp gelene kadar, “en iyi korunan sır” dediğimiz yeryüzü cennetinde huzur içinde yaşayıp gidiyorduk. Böyle bir cennet nasıl anlatılır, hatta anlatma girişiminde bulunma cesareti nasıl gösterilir, bilemiyorum. Şimdi size bu küçük adanın çam ormanlarından, doğal bir akvaryum gibi olan masmavi ve saydam denizinden, […]

Son Ada (Zülfü Livaneli)



Biz İnsanlar (Ayn Rand) Petrograd asit fenik kokuyordu. Çelik bir direğin tepesinde bir zamanlar kırmızı olduğu anlaşılan pembe bir bayrak dalgalanmaktaydı. İstasyon binasının camları bayrak direğinin çeliği gibi gri bir renk almış, donuklaşmış pek çoğu da kırılmıştı. Bazılarında hala kurşun izleri duruyordu. Bayrak direğinin altında örümcek ağları sarkmaktaydı. Bunun daha […]

Biz İnsanlar (Ayn Rand)


Gazap Kuşları (Colleen Mc Cullough) Birinci Bölüm – Meggie – (1915 – 1917) 1915 yılının 8 aralığında Meggie Cleary dört yaşına bastı. Annesi, kahvaltı tabaklarını kaldırdıktan sonra kahverengi bir paketi hiç bir şey söylemeden onun kucağına bırakıp dışarıya çıkmasını söyledi. Meggie de ön kapının yanındaki ağacın dibine çömelerek sabırsızlıkla paketin […]

Gazap Kuşları (Colleen Mc Cullough)


Paramparça (Duygu Asena) Bir erkek… Herkes gibi kimi zaman mutlu kimi zaman acılar içinde. Ama onun bir farkı var… O paramparça… Ruhuyla, cinselliğiyle iki ayrı insan… Çünkü o evli bir erkek, ama başka bir erkeği seviyor. Acımasız, anlayışsız yaşam içinde yapayalnız ve parçalanmış. Toparlanamıyor, çaresiz, çözümsüz… Mutluyum, aşığım, seviyorum, coşkuluyum… […]

Paramparça (Duygu Asena)



Limon Ağacı (Sandy Tolan) Bir Arap, Bir Yahudi ve Ortadoğu’nun Kalbi ZİL Genç Arap, Batı Kudüs otobüs terminalinin tuvaletinde aynaya doğru yaklaştı. Beşir Hairi bir dizi porselen lavabonun önünde yalnız başına duruyordu, eğildi ve kendisine dikkatle baktı. Saçlarını ve kravatını düzeltti, tıraşlı yüzünü çimdikledi. Bütün bunların gerçek olduğundan emin olmak […]

Limon Ağacı (Sandy Tolan)


2
El Kızı (Orhan Kemal) Şehrin elektrikleri boydan boya yandı. Müthiş bir fırtına vardı, yer yerinden oynuyordu. Telefon tellerinde melanj, kalabalık simsiyah bulutlarda şimşek, gök gürültüsü. Çocuklar korkunun dehşetinden büyümüş gözleriyle annelerine sarılmış kopacak kıyamete dair büyüklerinden neler işitmişlerse onu yaşıyorlardı: Kıyamet! Herhalde kıyamet de böyle kopacaktı! Pervazlarda parçalanan rüzgar soğuk […]

El Kızı (Orhan Kemal)


Uçurtma Avcıcı (Khaled Hosseini) Emir ve Hasan, Kabil’de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk… Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir’le Hasan’ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkarının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur. Çocukulerin […]

Uçurtma Avcısı (Khaled Hosseini)



Kuyucaklı Yusuf (Sabahattin Ali) ”Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez’in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf’un hayatından koparılması çıldırtacak kadar […]

Kuyucaklı Yusuf (Sabahattin Ali)


Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (Nazım Hikmet) Hizmetçi kız önde, Ahmet arkada taşlığa girdiler. Taşlık genişti, loştu, serindi. Bu kız da niye böyle ayaklarının ucuna basarak yürür? Evde hasta mı var? Bir de ne görsem, ben de öyle yürüyorum. Allah kahretsin, birilerini uyandırmaktan çekiniyormuşum gibi. Ahmet iskarpinlerin nalçalı topuklarını taşlarda […]

Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (Nazım Hikmet)


Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin) Altın Yaprak Anonim Şirketi’nden niye mi istifa ettim? Bunda anlaşılmayacak hiç bir şey yok. Aldığım altmış iki lira aylıkla geçinemiyordum. Başımda iki küçük kardeşle hastalıklı bir ana var… Arasıra anam soğuktan, kardeşlerim yemekten şikayet ederlerdi. Ben, omuz silker: “Ne yapayım, bu terazi bu kadar çekiyor. […]

Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin)



Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Peyami Safa) Çocuklar Hastanesi Beklemesini onlar kadar bilen yoktur. Öğleye doğru muayene odasının önü doldu. Sıralarda oturacak yer kalmadığı için yeni gelenler ayakta durdular ve anneler, hasta çocuklarını dizlerine oturtabilmek için duvar diplerine çömeldiler. Karanlık koridor. Kapalı kapıların dikdörtgen, buzlu camlarından gelen soğuk ışıkların buğusu, yüksek ve […]

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Peyami Safa)


Ve Dağlar Yankılandı (Khaled Hosseini) Gece vakti, çölü bir el arabasını çekerek geçen bir baba. Arabanın içinde annesiz iki çocuk; iki kardeş; biri kız, biri erkek. Küçük Peri için ağabeyi Abdullah, ağabeyden çok öte. On yaşındaki Abdullah’a sorsanız Peri, her şey demek. Köylerinden Kabil’e varmak için çıktıkları yolculuğun sonunda aileyi […]

Ve Dağlar Yankılandı (Khaled Hosseini)


Doğu’nun Limanları (Amin Maalouf) Benim değil bu hikaye, bir başkasının hayatını anlatıyor. Sadece belirsizlik ya da tutarsızlık sezdiğimde el sürdüğüm kendi kelimeleriyle. Her gerek kadar değeri olan kendi gerçekleriyle. Bana anlattıklarına yalan karışmış mıdır? Bilemiyorum. En azından onun, sevdiği kadının hakkında, karşılaşmaları, şaşkınlıkları, inançları, hayal kırıklıkları hakkında söylediklerinde yanlış yoktur; […]

Doğu’nun Limanları (Amin Maalouf)



Çavdar Tarlasında Çocuklar (J. D. Salinger) Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede doğduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, tüm o David Copperfield zırvalıklarını filan da bilmek istersiniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum. Her şeyden önce, ben bu zımbırtılardan sıkılıyorum. Sonra, onlarla ilgili en ufak […]

Çavdar Tarlasında Çocuklar (J. D. Salinger)


Hasret (Canan Tan) Keskin’de bir akşam vakti Güneş yorgun bedenini Keskin’in üzerinden sıyırıp dinlenmeye çekilirken, gecenin diri soluğu arnavutkaldırımlı sokakların üzerine perde perde inmekteydi. Gün boyu tarlalarda, bahçelerde, zeytinliklerde, üzüm bağlarında ter dökmüş toprak işçileri, ırgatlar, ameleler bir an önce evlerine varmanın telaşı içindeydiler. Ticaretle uğraşan tüccar ve esnaf kesimi […]

Hasret (Canan Tan)


Uçan Tabut (Pınar Eğilmez) “Bekle dedi gitti ben beklemedim, o da gelmedi… Ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi…” Özdemir Asaf – Çizik Vay arkadaş! Şairin önünde saygı ile eğiliyorum. Ben bu iki satırın içine girer, oradan dışarı çıkamam. Adamın iki satırda anlattığını dört yüz satırda anlatamam. Tam da […]

Uçan Tabut (Pınar Eğilmez)



Küçük Arı (Chris Cleave) Dokuz parmaklı bir kadın, kostümünü hiç terk etmeyen bir süper kahraman, kimlik buhranında aklını yitiren bir adam ve Nijeryalı bir göçmen; Küçük Arı. Yaşamları acımasız bir şaka gibi kesişen karakterlerin size sunduğu sadece bir gülümseyiş; ama buruk bir gülümseyiş… Derken coşkulu bir kahkaha ve hemen ardından […]

Küçük Arı (Chris Cleave)


Kundakçı (Chris Cleave) Aptal değilsiniz. Kusursuz anne diye birşey olmadığını biliyorsunuz. Diğer pek çok kitap size olduğunu söyleyecektir ama bu kitap size yalan söylemeyecek. Zayıftım ve ihanet ettim ve cezalandırıldım ama Tanrım bütün bunlar sırasında çocuğumu sevdim. Sevgi hiçbir zaman yıkılmamak ve size yaptıkları şeylerden daha güçlü olduğunuz anlamına gelir. […]

Kundakçı (Chris Cleave)


Piyano (Yiğit Okur) Bir Gece Ansızın Maria Callas Arkam Sakine Hanım’a dönük. Bana şaşkınlıkla, biraz da acımayla baktığını hissediyorum. O sırada telefon çaldı. Fırladı yandaki odaya, kitaplığa seğirtti. Her akşam bu saatte, kızı Gülpembe Ankara’dan telefon eder. Yapıştı telefona. Yaklaşık otuz yıldır Sakine Hanım’la birlikteyim. Benim evim o çeip çevirir. […]

Piyano (Yiğit Okur)